Ana Sayfa Yazar Köşesi Yurdagül Şahin: “Edebiyatın en temel konusu insan, insanın en temel duygusu korku”

Yurdagül Şahin: “Edebiyatın en temel konusu insan, insanın en temel duygusu korku”

Ekleyen okumakiyigelir

2017 yılında yayımlanan ve FABİSAD’ın 2018 Gio En İyi Öykü Kitabı ödülünü alan “Av” kitabıyla DEX okurlarının büyük beğenisini kazanan Yurdagül Şahin, evlerimize kapandığımız bugünlerde sizler için çok özel bir yazı kaleme aldı…

Korku kelimesinin çok iyi çağrışımları olmasa da korku pek çok canlıda mevcut bir duygu durumudur. Genel olarak bir tehdit algısında ortaya çıkan korku, canlının hayatta kalmasını, gelişimini, türün devam edebilmesini sağlayan en güçlü, en yararlı duygudur. Birçok çeşidi vardır, hastalık korkusu, deprem korkusu, terör korkusu ve benzerleri hepsinin kökenine indiğimizde ise var olmama, ölüm korkusu yatar. İnsan hikâye anlatmaya en temel duygusu korkuyu anlatarak başlamıştır. MÖ iki binli yıllarda doğan ilk yazılı destan Gılgamış’a bakarsak Mezopotamya’daki Uruk kentinde hüküm sürmüş Kral Gılgamış ölüm korkusuyla yollara düşmüş, ölümsüzlüğü aramıştır. MÖ dokuzuncu yüzyılda Homeros’un destanlarına, Odysseia’ya baktığımızda, heyecan veren korkutucu yaratıklarla, dirilen ölü ruhlarla karşılaşırız.  Homeros’tan sonra kaynağını yine mitlerden alan tragedyalar da korku edebiyatının yavaş yavaş doğmasında etkili olur.

1764’de Horace Walpole’nun yazdığı Otranto Şatosu gotik edebiyatın başlangıcıdır. Korku edebiyatı 18. ve 19. yüzyılda yazılan gotik romanlarla zirve yapar, edebiyatın diğer türlerine, tiyatroya, sinemaya sıçrar.  1818’de Mary Shelley’nin yazdığı Frankenstein biçim olarak gotiktir. Shelley gotikteki doğaüstünü atar, yerine elektrik ve plastik ameliyatı koyar ve bilimkurgu gotikten doğar. 1897 yılında yayımlanan Bram Stoker’ın yazdığı Dracula ise vampir edebiyatında yeni bir sayfa açar, bu türün en inandırıcısı, en romantiği, en ürkütücüsüdür. Sanayileşmenin, kentleşmenin etkisiyle korku gotik mekânlardan kentlere, sokaklara yayılır. Modern birey için artık yeni korkular, yeni kâbuslar söz konusudur. İnsanı dışarıdan tehdit eden figürler, vampirler, kurt adamlar, iblisler yerine Edgar Allen Poe ile karakterlerin psikolojik yanı ağır basmaya başlar. Dehşetin ince estetiğini kuran Poe yazdığı Morgue Sokağı Cinayeti’yle polisiye edebiyatı başlatır ve eserin kahramanı Dupin, A. Conan Doyle’un Sherlock Holmes’ü, Agatha Christie’nin Hercule Poirot’su gibi birçok hayalî dedektif için ilk örnek olur.

20. Yüzyıl başında yazdığı doğaüstü korku edebiyatı, bilimkurgu ve fantezi edebiyat eserleriyle Howard Phillips Lovecraft ‘Kozmik Korku’ adında bir türün oluşmasını sağlar. Türler yaratır, destekler ve türlerle hep iç içedir korku-gerilim edebiyatı. Klasik edebiyat eseri olarak kabul gören bir sürü korku romanı ve hikâyesi vardır.  William Shakespeare, Macbeth; Thomas Mann, Doktor Faustus; Gastron Leroux, Operadaki Hayalet; Oscar Wilde, Dorian Gray’in Portresi; Robert Luis Stevenson Dr.Jekyll ve Mr.Hyde’ın Tuhaf Vakası; H.G. Wells, Doktor Moreau’nun Adası örneklerden bir kaçıdır.

İnsanlığın en çapraşık, en güçlü ve kadim duygusu korkuyla baş etme yoludur belki de korkunun sanatta, edebiyatta bu kadar geniş biçimde karşılık bulması.

Yurdagül Şahin

Kaynaklar:

  • Giovanni Scognamillo, Korkunun Sanatları, İnkılap Yayınevi
  • Yankı Enki, Maskenin Düştüğü Yer – Korku Edebiyatı Yazıları, İthaki Yayınları
  • Seval Şahin, Banu Öztürk, Didem Ardalı Büyükarman yayına hazırladı, Edebiyatın İzinde Polisiye Edebiyat, Bağlam Yayıncılık
  • İsmet Zeki Eyupoğlu, Gılgameş Destanı, Özgür Yayınları
  • Korku edebiyatı, sineması ve kültürü hakkında yayın serisi,  gerisihikaye.com
  • Korku Klasikleri Serisi, DEX Yayınları

Benzer İçerikler

Yorum Yaz